Image Hosted by ImageShack.us hayata dair - MUTFAK SOHBETLERİ - Blogcu



background: #EBF6FB; margin: 0px; margin-top: 30px; } td { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 9pt; line-height: 1.7; color: #333333; } td.leftside { background: #FFFFFF; padding: 10px; border: 3px dashed #CCCCCC; border-right: none; text-align: justify; } td.rightside { background: #FFFFFF; padding: 10px; border: 3px dashed #CCCCCC; border-left: 3px dashed #CCCCCC; line-height: normal; } div.comment { padding: 10px; padding-left: 25px; padding-bottom: 0px; } div.avatar { float: left; margin: 5px; margin-left: 0px; margin-bottom: 0px; } h2 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 20pt; color: #444444; margin-bottom: 10px; } h3 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 10pt; color: #444444; margin-bottom: 2px; } font.gray { color: #AAAAAA; } div.author { margin-top: 3px; margin-bottom: 6px; } a:link { color: #b8008a} a:visited { color: #b8008a } a:hover { color: #b8008a }




MUTFAK SOHBETLERİ

1/11/2006 - DÜRÜSTLÜK

Kategori: hayata dair

Nasıl bir yer halini aldı bu benim güzel ülkem. Hatta belki dünya…

Gittikçede daha kötü oluyor. Aslında yaşımda o kadar eski değil ama yine de şöyle bir geriye baktığımda masumluk tamam belki benim  çocukluğum vardı, ama bu kadar olay yoktu. Artık televizyonda haberleri izlerken, sürekli gasp, hırsızlık, dolandırıcılık, yan kesicilik vb gibi olayları izler olduk haberlerde… haberlerde hergün madur insanlar, işte eskiden bu kadar yoktuuuuuu… Tabiki bunun bir çok etkisi var, ama ben daha masumhane olanlarına değinmek istiyorum.

İnsanlar sürekli bir kandırmaca içinde, sürekli yalanlar havada uçuşuyor. Herkez bir çıkar peşinde, evet insanın kendini düşünmesi içgüdüsel fakat bu diğer insanlara zarar verecek boyutlara ulaştığında işte sorun orda başlıyor bence…

Ülkemizde yinede iyi niyetli insan çok ama işte olan onlara oluyor. Kandırılanlar onlar oluyor. Üzülen, acı çeken yine onlar…

İşte her şey yalan olmuş bu ülkede insanlık yalan, yardımcı olmak yalan, dürüstlük adı altında yapılanlar yalan, arkadaşlık ve dostluklar yalan, aşklar ve sevgiler yalan, komşuluk yalan, televizyonlar zaten yalan, siyaset zaten yalan üstüne kurulmuş, sınavlar yalan, sonuçlar yalan, gülümsemeler yalan.

Böyle bir ülkede insanlar, gençler yapabileceklerinin en iyini yapmaya çalışıp, çabalayıp sonunda işsizler ordusuna katılıyorlar. Ve yine umutsuz yaşanamayacağı gibi taptaze umutları ile yeni bir yola çıkıyorlar. Her geçen gün yeni bir sınav (engel )konulan gençler, ellerine aldıkları umutları ile bu sınav maratonunda engelleri aşabilmek için mantar gibi türeyen dershanelere yönelmektedir. Ve işte bunlarda yine yalanın bir parçası…Çünkü daha ilkokulda dershaneye gitmeye başlayan öğrenciler ne yazıkki bu maratonda bir şey öğrendiklerini zannediyorlar ama yok. Geçen gün televizyonda lise çağındaki gençlere soruyorlar Cumhuriyet ne zaman ilan edildi diye soruyorlar. Sordukları 15 kişiden sadece 2 tanesi doğru bildi cevabı işte bunu görünce insanın içi acıyor.

 

İnsanlar önceden birbirlerinden birşey istediklerinde hayır diyemezlermiş (utandıklarından), ellerinden gelenin fazlasını yaparlarmış;tabiri caiz ise kendilerini paralarlarmış (neyseki hala öyle insanlar azda olsa var ama onlarada diğerleri keriz gözüyle bakıyorlar). Şimdi ise insanlar yine bu istenilen şeyler karşısında hayır demiyorlar; ama neden herkez hallederiz kadir olmuş, kimsenin yapamayacağı bir iş yok, herkez her işi yapıyor.

Nasıl bir ülke olduk biz ya; herkez her işi biliyor. Kimsenin yapamayacağı bir iş yok, her iş gelir oldu elimizden, Hele yorum yapamayacağımız hiçbir konu yok, her işi yapabildiğimiz gibi, her konuda hepimiz uzmanız…

Bilmiyorum, Özür dilerim, Affedersin, Susmak, Sevgimizi göstermek, Dürüst olmak, Değerlerimizi korumak ve saygı göstermek konusunda özürlü bir millet olmuşuz. Nasıl düzelir bilmiyorum?

16 YorumYorum yaz!Bağlantı

21/9/2006 - GÖLGELER

Kategori: hayata dair

Merhaba

Uzun zamandır. Funda Arar ve Kıraç Konserine gitmek istediğimi söylüyordum. Ankaraya gelmedikleri için gidemedim ama bundan sonra her Çarşamba TRT1 de GÖLGELER programında ikisini dinleyebileceğim.

Sonunda güzel ve kaliteli programlar yapmaya başladılar. Dün funda arar ve kıraç harika bir müzik ziyafeti verdiler bize programın ilk bölümü olduğu için ikisindede biraz durgunluk vardı ama ileride ikisininde alışacağına eminim. zaten dünkü program bir konser havasındaydı.

Gerçi iyi olan programlar çok fazla devam etmiyor ama umarım, program devam eder.

İzlemeiniz tavsiye ederim.

 

 

12 YorumYorum yaz!Bağlantı

18/9/2006 - GÖZYAŞI ÇETESİ

Kategori: hayata dair

 

YENİ BİR DİZİ TAVSİYE EDERİM.

Ben çok beğendim. Kadınların yaşadıkları ve kendilerini sorgulamaları ve aynı zamanda sizinde kendinizi sorgulamanıza neden oluyor.

Her kadının içinde mutlaka bir zaman yaşadığı sorgulamalar ve iç seslerini anlatıyor. Kadınların hayata bakışı, hayattan beklentileri ve bunu çok güzel sözlerle ve düşündüren hallerle anlatıyor.

Dizi oyuncusu Ayşe Şule Bilgiç bir röportajında; şundan bahsetmiş.siz katılacakmısınız?

"Hiçbir kadının hayatında bir erkek olmadan güçlü olacağını düşünmüyorum" ve aşık olduğunda kadınların dağılacaklarından bahsetmiş.

Ben bu sözlere çok katılıyorum. Kadınlar kendi içlerinde çok güçlüde olsalar ilişki sırasında

güçlü olamıyorlar.

Aslında bu toplumdanda kaynaklanıyor olabilir.

Ben anlamış değilim henüz bu dengeyi ...

Erkekler hep güçlü karakter olmaya çalışıyorlar ve bu toplum içinde böyle ama hem kendileri güçlü olmak istiyorlar, hemde kadının güçlü olmasını istiyorlar. 2 insan aynı anda bir ilişkide nasıl güçlü olur. İşte bu noktada ilişki bir güçler savaşı, üstünlük savaşına girip tıkanıyor bence ...

siz ne düşünüyorsunuz ben bu dengeyi hala anlayamadım. siz anlıyorsanız anlatın????,

 

 

Buda dizinin şarkısı Kıraç söylüyor.

 

Gözyaşı çetesi

bana sorarsan zaten yoktu , aşk hiçbir zaman
mutlu olamaz gülüm ; aşkı esaret sanan
sevgi mutluluktur , oysa sende ne arar
acının kederin aşkı buraya kadar...

hadi bana hadi bana hadi bana hadi göster gerçek kendini
hadi tatlım kus bütün , bütün halini
hani bana hani bana hani bana hani aşıktın sırılsıklam
hani tatlım ölecektin aşkımdan...

arsız yalanların , kaldı umutlarım
akmaz gözyaşlarım , bundan sonra
sevmem ben bir daha kanmam yalanlara
değer mi gözyaşlarıma?



 

5 YorumYorum yaz!Bağlantı

18/9/2006 - KIRAÇ KONSERİ

Kategori: hayata dair

 

Merhaba

Geçen Cuma Kıraç konserindeydim.

Aslında yaz başından beri Kıraç ve Funda Arar Konseri bekliyorum. Ama ne yazıkki Ankaraya gelmediler. İşte bu Yüzden İstanbullular bu konuda çok şanslı...

İkisini bir arada izleyemedim ama en azından sadece Kıracı izledim. Aslında halk konseriydi onun için çok yakından göremedim ve iyi fotograf çekemediğim için size bu fotografı koydum.

Oooooffff Oooooofffff işte bütün duygusallığımla kıraçın şarkılarına eşilik ettim.

Hep düşünmüşümdür. Nasıl bir adam buuuuuu

Zaten şarkılar bana ağır gelmişken birde o romantik şarkılarda sarmaş dolaş olan sevgileri görünce insan bir garip oluyor...

Neyse ben Ayşe ve Kıraçtan bahsedeceğim asıl...

Bu kadar duygusal şarkıları yazan bir insan nasıl bir sevgilidir, nasıl bir dosttur, nasıl bir arkadaştır.

Bunu düşündüğüm 2 insan oldu birincisi Minik Serçemiz Sezen Aksu...onunla 1 hafta evinde kalmak isterdim...

işte diğeri de Kıraç

İnsan bu kadar duygusal olabilir. Çok az insan hisseder herhalde bu duyguları, ve o az kişinin hissettiği duyguları da çok az insan bu kadar güzel ifade eder.

Yüreğinize Sağlık....

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

18/9/2006 - HAMİLELİK=AŞK

Kategori: hayata dair

Merhaba

Dün reha muhtarın aşk üzerine yazdığı yazıyı okudum. Gerçekten çok güzeldi.

Sizle paylaşmak istedim, dilimin döndüğünce biraz bahsedicem.

"Herkes aşkı konuşurken, aşkı anlatmak zordur... Televole aşkların bulaşık suyu gibi aktığı televole zamanlarda aşkını acısını ve çaresizliğini anlatmak daha da zordur...

Aşkı anlamayan, aşkın neden çaresiz ve acı verici olduğunu da bilmez...

Aşkı bilmeyen, aşkın uçurmadığı insan, neden uçarken bir taraftan acı çektiğini farketmez
...

Aşk uçurur...

Aşk uçururken, mutlandırır
...

Ama aşk uçurup, mutlandırırken, en derin acıları da çektirir...

Çekilen acılar çaresizdir...

Çünkü aşkın çaresizdir...

İnsan kendi acısına merhem olur... Ama insan aşk acısına merhem olamaz...

Çünkü aşk, içinizdeki siz olmama durumudur...


***


Aşık insan, aşkını içine alan insandır...

Kalbine, ruhuna, içine aşkını sokarak başlar aşk...

Kalbe ve beyne sokulan şey, sevdiğiniz insanı kendi “Ben”ininizin içine alma durumudur...

Onu da düşünme, onu da hissetme, onun için de çaba gösterme, onu da sevip okşama gerektirir...

Bu anlamıyla aşk hamilelik gibidir...

Aşık insan hamiledir...

Kalbinde, ruhunda ve beyninde ikinci bir insanı taşımaktadır...

“Ben”in içine bir başka “Ben” girmiştir...


Girmesi kolay, çıkması zordur...

Tıpkı bir bebek gibi...

Spermin girmesinin kolay, bebeğin çıkmasının zor olduğu gibi...

Kolay ya da zor aşık olabilirsiniz...

Ancak, her halükarda, aşktan kurtuluşunuz oluşunuzdan çok daha zordur...

Çünkü bir şeyden kurtulmak için, onu içerden itelemek gerekir...

İtelemek zordur...

Böbrek taşını dışarı atmayan insan, aşk acısını atarken, ağır travmalar geçirir..

***


Zaten aşkın, acı çektiren, derin acılara garkeden, ağır travmalar geçiren devresi o devredir...

İçinize aldığınız “Ben” aslında farklı bir kişiliktir...

Çok sevdiğiniz için içinizdedir...

Siz o “ Ben”i içinize alırsınız, ama o “Ben”in beyni dışarda kalır...

Aşık olunan “Ben”in beyni, kendi mutluluğu, kendi ihtiyaçları, kendi zorunlulukları için yaşamaya devam eder...

Bu davranışların size uymayan kısımları içinizde derin acılar yaratır...

Çünkü ruhu içinizdedir...

O içinizde de olduğundan sizin bir parçanızdır...

Ama beyin ve uzuvlar dışardadır...

Onların yaptığı size uymayan herşey, sizi içinizden vurur...

Onun için aşk acısı içten vurur...

***


Aşık olmayan insanlar, ya da televole aşklar bu gerçekleri yaşamazlar...

Kimselerin içlerine girmezler, kimseleri içlerine almazlar...

Kimseleri içlerine almadıkları ve kimselerin içlerine girmedikleri için, aşkın acısını bilmezler...

Aşkın kendisini de bilmezler...

Aşkın uçurmasını da bilmezler... Televole aşkların içine almak ya da içine girmekten anladıkları, tek şey çiftleşme anı görüntüleridir...

Aldıkları ve verdikleri şeyler, içine girdikleri ve çıktıkları çiftleşmeyle sınırlıdır...

Aşk varlığın bir başka “Ben”e girmesinin adıdır...

***


Bir başka egodan beslendiği için, serum etkisi gibi, hayatı tazeleyici, egoyu geliştirici, insanı keyiflendirici bir etkisi vardır...

Bir başka egoyu içinde taşıdığı için, hamilelik etkisi gibi, fedakarlığı artırıcı, bir başkasını düşündürücü, acıyı artırıcı bir etkisi de olacaktır...

Aşkı tercih edenler, her halükarda ikisini de kabul ederler...

Mutluluğu da bedelini de yaşarlar... Yaşamayanlar sığ sularda çiftleşirler...

İki kişinin tek vücutta taşındığı hamileliğin adına aşk denir...

Mutluluğu tarifsizdir... Acısı çaresizdir..."

                                                                                                              Reha Muhtar

 

İşte bu bence Aşkın tarifini çok güzel yapmış Reha Bey,

Evet Aşk Hamilelik durumu ya işte ben  o durumdayım içimdeki sevgiyi iteliyip onu içimden atmaya çalışıyorum ve zamanla geçicek.


 

 

7 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

hayatın tadını kaçırmayalım
http://www.blogcu.com/zuzum

BANNER IMI EKLERMİSİN???

Kategoriler

Arkadaşlarım

gelincikler
sibelcan
neen
mavianne
gulten
oezlem
tontoncafe
cicim
cisil2006
firdevs
limonbahcesi
gokcesa
boncuk01
meltemkomsu
secilloo
gulcinkuju
mutfakmelegi
caycicegi
yildizcaa
berfu
YASEMİN ALBAYRAK
neseli59
filizsuner
mihribanyemek
sihirlibahce
cancan35


http://www.blogcu.com/gulcinkuju
BARKUL MAVİANNE ipekyolu'nun Mekani KeDi1402graphics by kedi1402